Türk milleti ne kadar zeki?

Öncelikle ” Ben sporcunun zeki çevik ve ahlaklısını severim” diyen bir liderin izinde olduğunu hep söyleyen kaç sporcu ahlaklı ve zekidir ülkemizde? Tartışılmaz bu, konuyu anlatırken bu sebeple atasözü haline gelmiş cümleleri ezberden okumayacağım.

Zeka nedir? Kavrama hızı, hatırlama hızı, karşılaştırma hızı, öğrenme hızı. Aptal olan kavrayamaz mı, hatırlayamaz mı, karşılaştıramaz mı, öğrenemez mi? Hayır tabikide. Birinin çok zeki olduğunu nasıl anlarsınız? Çok zeki olanlar sanatçıdır. Çok aptal olduğunu nasıl anlarsınız? Çok aptal olanlar hiçbir ilerleme yapamaz, ne ezberleyebiliyorlarsa onu yaparlar. Aptallar ne yapar? Aptallar tutarsızdır çok hata yaparlar. Yenilikçi olmayan herkes salak mıdır? Kısmen evet. İnsan bildiğine yorum yapamıyorsa sağlıklı bir beyne sahip değildir, yorum yapmak yeniliktir. Normal insanlar nasıldır? Günümüzde normal zekaya sahip bir insan bilgiyle arasını dengeli tutar, ne çok öğrenir ne az. Bildiğini kullanır. Kendi işinde başarılıdır. Tutarsız değildir. Unutanlar salak mıdır? Kısmen evet. Unutmanın da normal olan bir düzeyi var daha üstü salaklık göstergesidir. İyice dağıttık ama bunlar gelebilecek sorulardı.

Millet nedir peki? Millet biyolojik ve sosyal yapının birleşmesidir bence. Yani insanların. İnsan madde itibariyle biyolojik, mana ve hareketlerin toplamı da sosyolojiktir. Biyoloji genetiktir, ırktır yani. Coğrafyadan etkilenir. Sosyal varlık ise din,dil ve düzenli toplum hayatı (toplumun adetleri gelenekleri) demektir. Türk milleti nedir peki? Türk olmak için Türkiye’de yaşamak , müslüman olmak ve türkçe konuşuyor olmak yeter. Irkın ne olduğunun önemi yoktur. Türkiye’de doğmamış yada hiç gelmemiş birisi, yedi sülalesi de türk olsa ve kendi evlerinde türkçe konuşmuyorlarsa üstüne bir de hristiyanlarsa örneğin londra’da yaşıyorlarsa kesinlikle türk milletinden değildir ama ırk olarak türktür. Millet ırk değildir hiçbir zaman. Din, dil ve ırkın birleşimidir. Yaşanılan yer ise din ve dilin muhafazasını sağladığı için önemlidir.

Gelelim türk milletinin yaptıklarına. Osmanlı anadoluya ilk geldiği zaman fetihler yaptı. Fetihler tarih kitaplarında bize öğretildiği gibi kanlı savaşlar, kıran kırana mücadelelerden ibaret değildir. Fetih büyük bir sevaptır. Fetih savaş değildir. Osmanlının kurucuları islama çok bağlıydı ve islamdaki fetih anlayışı çok hassastır. Milletimizin fetihlerdeki başarısı aslında disiplin ve bedeni kullanma zekamızın hatta organize olma yeteneğimizin gelişmiş olduğunu gösteriyor.

Milletler çoğu zaman farklı ırklardan oluşur. Bizim milletimizde bu farklılık çoktur. Bu farklılığı her zaman tek bir ırk yönetmez. Bizde de öyle olmuştur. Türk milletine dahil olan fakat yöneticilerinin ırkı türk olmayan devletler kurulmuştur. Hatta osmalı yöneticileri devşirme sistemiyle bu farklılığı kullanmanın en verimli şeklini göstermişlerdir. Balkanlarda slavlardan gelen yetenekli ırklar yaşamaktadır. Balkanlardan devşirilen devlet adamlarının osmanlıya çok katkısı olmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocukken getirilen devşirmeklerin tamamen türk milleti içinde büyüyerek tam bir türk ve müslüman olarak yetiştirilmiş olmasıdır. Devşirmenin başarıyla gerçekleşmesi de milletimizin koordinasyon ve plan yapma konusunda ne kadar başarılı olduğunu gösterir. Şöyle bir çelişme olmasın; madem zekiyiz niye yetenekli çocukları devşiriyoruz? Kısa bir cevap: insan doğayı yönetebilir o kadar güçlüdür ama iş makineleriyle (2. bi yanlış anlaşılma olmaz umarım :)).

Sanat sadece eğlence demek değildir. Hatta hiç eğlence demek değildir (sanatın ne olduğunu tartışmıyoruz.) Sanat üretemek demektir. Yeni birşeyler yapmak demektir. Yaratmak da demek değildir (Kendi hayalgücünü yaratmamış olan insanın hayalgücünün yaptığı yeni şeyler nasıl yaratma olabilr? ) Tarih bilgim çok değildir türk milletinin verdiği tarımsal, endüstriyel, bilimsel ürünleri çok bilmem ama 1000-1500 yılları arasında türk milletleri pek çok diğer milletlere göre daha çağdaştı. Hem silahlar hemde günlük hayatta kullanılan eşyalar hususunda bu böyleydi. Şehirleşme konusunda da böyleydi. Burada medeniyet kavramına da girmek gerekir. Konuyu uzatmadan özetle söyleyim: medeniyet insanı farklı yapan tek özelliktir. İnsanların bir arada olup herkesi rahat ettirecek şekilde yaşamasıdır. O çağlarda en medeni yaşantı türk milletindeydi. Daha sonra mutluluğun saraya hapsolmaya başlandığı söylenir. Verilmiş türk eserlerinin günümüze gelememesi yada dünyaya damga vuramamasının sebebi de budur. Bunun sebebi de dindeki zayıflıktır. Türk milleti en büyük yükselişini islama sarılmakla yapmıştır. Bağlar gevşediğinde medeniyet seviyesi düşmüştür. Çünkü bilginin değerini koruyan, cahillikten çıkan ürünleri silen ve popüler olanı çağdaş şeyler yapan eğitim kurumları bozulmuştur. Osmanlının eğitimi ilk dönemlerinde tamamen dini kaynaklara bağlı olarak yapılırdı. Sanat anlayışında eğlence, vakit geçirme yoktu. Bilim insanları yaptıkları işten büyük keyif alırlardı çünkü yaptıkları iş en değerli ibadetlerden biri sayılırdı vede hayatlarını buna adamışlardı. Türk milletinde en büyük bir bilim adamı da bir sıradan asker gibi şehit olana dek savaşırdı. Çünkü amaçları, hayatlarında keyif aldıkları şeyler, dünya görüşleri aynıydı. Bu son derece sağlam görüş bozulduğunda karmaşa çıktı ve çökme başladı.

Tefekkür için güzel seslerle uğraşan yani beste yapan çok değerli türk sanatçıları vardır. Bu bestekarlar eğlenme ve boş vakit geçirmek için bu işlerle uğraşmazlardı. Müzik toplumu bir arada tutmak için örneğin mehter takımı gibi oluşumlarla aktarılırdı.

Resimle uğraşan çok sanatçımız yoktur. İslamda insan yüzü çizmek uygun değildir ama insan yüzü çizmek gerekmez illa ressam olmak için. Bu yüzden hemen taş atmayın.

Milletimizin yükseliş dönemi yani 1000-1500 arası dünyada doğu ve güney kıtalarından gelen çok sayıda bilimsel kaynak vardı. Tüm bu kaynaklar alimler tarafından dikkatle incelendi ve yorumlandı. Bilim bazı şeyleri tekrar etmekten ibaret değildi. Çok aktif bir bilim hayatı vardı. Bilim adamları işlerine çok odaklanmış vaziyetteydiler. Benim görüşüme göre halkın arasında bilim adamlarına çok itibar olmasına rağmen çok bilim adamı yetişmemesinin nedeni yöneticilerin bazı yanlış uygulamaları olsa gerek. Bunun sonucu olarak ve ayrıca diğer medeniyetlerden gelen kaynakların çokluğu ve yüksekliği sebebiyle çok fazla dünyaya damgasını vuran ürünler verilemedi. Ki zaten o yıllarda sürekli fetihler-göçler gibi mücadeleler veriliyordu. Türk milletinin sosyal yapısı cumhuriyetin kurulmasına kadar savaşlarla sürekli sarsıldı. Bununda etkisi olsa gerek.

Halkımız hurafelere çok itibar ediyor. Kusura bakmasın kimse ama bu tam bir salaklıktır başka açıklaması yoktur. Günümüz türkiyesinde yüzlerce üniversite, binlerce lise, yüzbinlerce ilkokul var ama hala daha böyle… Bahsettiğim bağlar artık bölük pörçük sebebi bu olsa gerek…Çünkü en büyük hurafeler bu bağları başka yerlere bağlayıp menfaat kazanan insanlar yüzünden itibar görüyor.

Konu daha çok bilim üzerinden gitti halbuki zekayı gösteren bilim değildir sadece. Ve az önce salak dediğim vatandaşlar konusunda birşey daha diyeceğim. Hepimizin dedeler, nineleri bilgin insanlardı. Bilgiler iyi aktarılamadı. Yada dede torununa bile hala bildiği eskimiş şeyleri anlatmaya çalıştı, ona da dedesi aynen anlatmıştı böylece yalan yanlış bilgiler günümüze kadar geldi. Normal bir insanın bilimsel bir çalışma yaparak herhangi bir önermeyi test edememesi normaldir yani onu salak yapmaz. Belkide salak dediklerim bu yüzden suçsuzdur.

Çok önemli bir soru var. Zekası olduğu halde bunu kullanmayan, yan gelip yatan birisine hala zeki denir mi? Bilemiyorum. Bu soru çözülse başlığa asıl cevabı vericem. Çünkü milletimizin kökeni kesinlikle zeka dolu sorun şu anki tembelliğimizde olsa gerek. Bir önceki başlıkta yaptığım çalışma-üretme vurgusu burada da geçerli. Seçimlerde %58 evet diyen çoğunluk harita üzerinde gelişmemiş yerler olarak gözükebilir ama çalışan insandır kafası çalışan. Alın size ” Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” belki ikna olmayanlar ikna olur. Şimdilik yeter aslında konu bitmedi. Yurt dışıyla, diğer kültürlerle ülkemizi karşılaştıracağım. O zaman çok daha iyi anlayacaksınız.

not: her iki oyuda verenlerin %95’i okumadan oy atmıştır. dolayısıyla ancak kalan %5in zeka durumları tartışılabilir. okumadan oy atanlar ise bir başka yazıda yazacağım ve bu yazıda da biraz olan düşünme tembelliğinden gelen bir önyargıyla oy atmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s