Faiz!!!

Son yazılar hep düşünsel konular oldu ama elimde değil aklıma öyle geliyor 😀 Bu yazıda faize tekme tokat dalmak istiyorum. Hem dinsel hem maddiyatçı bakış açısıyla: hem iyi hem kötü düşünen insanların gözüyle yazıcam. Bilgilerin kaynaklarını, kaynaklardan haberi olanlar zaten anlar. Esasında o kaynakların üstüne hiç bir şey koymadım sadece farklı cümlelerle anlattım.

Tavan: Faiz nedir? Wiki amca kendine göre öyle objektif davranmış ki, faizi çok normal birşeymiş gibi anlatıyor. Tanımını da çok karışık yapmış ama özetle şu: faiz borç verilen paranın zamanla değerinden çok daha fazlaya bir fiyata geri alınmasıdır. Wiki’de yazdığına göre faiz ilk olarak israilde ortaya çıkmış,bilmiyordum ama hiç şaşırmadım. Faiz paranın (zenginlerin) saltanatıdır (verasetli).

Tavan arası: Saltanat nedir? Bahsettiğim saltanat zengin olanların fakir olanları ezmesi, zenginliğin babadan oğula geçmesi ki oğulun tek yaptığı şey anasından doğmak! Yani oğul o zenginliğin tamamını hakketmiş midir bence tartışılır.

En büyük tartışma şu olmuştur: bir kişide biriktirilmiş para, mal, zenginlik sınırlı olacak mıdır? Devlet kişilerin tüm parayı, gayrimenkülleri ele geçirmesine izin vermeli midir? Daha doğrusu kişiler diğer insanları ezecek kadar zengin hale gelebilirler mi? Uzaktan bakılınca: ee tabi, çalışan kazansın tüm parayı, adam zengin olsun herkesten daha fazla ezmiş olmazki diye bir görüş olabilir. Ama işin aslı şudur adil bir para kazanma sisteminde yani ekonomik sistemde kimse birbirini ezmemelidir. Medeniyetin ne olduğunu bir önceki yazıda belirtmiştim. Medeniyete göre, devlet herkese mutluluk verir yani maksimum dağıtılmış mutluluğu hedefler  (maddi olarak).

Paranın saltanatı ise faizle mümkün hale gelmiştir günümüzde. Her ne kadar çeşitli nedenlerle yapılamamasa da teorik olarak bir kişinin ülkedeki herkesten daha zengin olması ve diğerlerini istediği fiyata ezmesi mümkündür!

Zemin: Faizin temelinde şu iki cümle yatar: 1- Sen çalış ben yiyeyim 2- Ben tok olayım başkası açlıktan ölse bana ne!

Bunun sonucunda her zararlı şey gibi faiz de Kuran’da yasaklanmıştır. Müslümanın diyen biri Kuran’daki bir heceye bile itiraz etmeden ‘evet, doğru’ demelidir. Daha sonra ise emirin faydalarını öğrenebilir, öğrenirse daha iyi olur.

Ya Kuran’ı dinlemeyen dünyanın kendini zeki sanan ve etrafındakileri de akıllıyım diye kandırmış olan felsefecileri ne yapmış?? Aramaya gerek yok 2 sonuç var kapitalizm ve komünism.

Faiz var ise ve de zengin olan yattığı yerden parasını katlamaya devam ediyorsa işgücünün değeri ayaklar altına girmez mi? Peki emek emek diye intihar eden komünistler neden ilk iş olarak faize saldırmazlar? Onlar da ne yaptığını bilmiyor çünkü!

Zengin daha da zengin hale gelmekte ve de sadece vergisini vermektedir. Devlet yasalarla hiçbir vatandaşının yardım sever olmasını temin edemez. Acaba dünya devletlerinde zenginlerin parası gerçekten fakirlikten ölme seviyesinde olan insanlara zenginlerin parasını yeterince veriyor mu? Vermediği çok çok açık… Devlet robin hood’mu olacak tabiki de hayır… Zaten hiç kimseye zorla güzellik yaptırılamaz. Ee peki fakir battıkça zengin altın bardaklarla su içmeye devam ettikçe ne olacak? Dünya devletlerinin en büyük baş belası: anarşizm!

Anarşizm tamamen fakir kesimin isyanıdır. Zengin anarşistler de vardır belki ama anarşizm bundan çıkmıştır. Anarşizmin ne olduğu türleri bilmem neleri beni ilgilendirmiyor. Buradaki olay fakirlerin zenginlere karşı kin ve nefret içinde olmasıdır.

Şimdi hatırlayamıyorum ama milattan önce devirlerdeki devletlerden birinde bir kralın oğlu olacaktı heralde, lao yada konfiçyüs olabilir, çok zengin bir şekilde dünyaya gelmiş olmasına rağmen -yani saltanat sahibi olarak- halka çektirilen fakirlik eziyetini görüp dayanamamış ve tası toprağı bırakıp saraydan kaçmıştır.

İslamda iki şey vardır, faizin haramlığı ve zekat. Bu iki kural toplumun maddi seviyesini en mükemmel şekilde eşitler.

Bir zenginin fakire yardım yapmasını hep öğütler dinler. İslamda da bu doruk noktasındadır. Bazı ateistler iyilik yapmanın dinle bağdaştırılmasına kıl kaparlar. Peki iyiliğin kaynağı nedir, iyiliğin ne olduğunu kim belirler? Sen mi belirledin kitapsız… Bir caniye göre iyilik 10 adam vurmaktır bir serçeye göre yuva yapmaktır herkesin kabul etmesi gereken iyiliği kim belirleyecek? Tabiki kutsal kitap. Peki ya adamın bunlardan haberi yoksa; o zaman bir seçeneği var. Gidecek bulacak, okuyacak, düşünecek. Haberi var da aklına yatmamış olabilir mi? Hayır. Birincisi ahlak kurallarının ahlaksız olduğunu hiç kimse iddia edemez. Bütün kuralların faydalarını ve koruyuculuğunu sadece kurala uyanlar değil tüm dünyadan pek çok farklı kategorideki düşünürler ve deney yapan gruplar kabul etmiştir. Bir atesit “bak ispat ettim şöle böle” diyememiştir hiç bir zaman. Ama inanmıyorum, banane, beni bağlamaz vs…Bir de şu yok mu: insanlar maymundan geldi diyenler iyilik yapmak insanın içinde vardır diyor. Aynı insan hiçte savunduğu kadar hayvansı olamıyor! O zaman git ormanda yaşa… Ha tabi bazı davranışlarla hayvanları da geçenler var o ayrı.. .

Ek: alkollü içecekleri içmenin zararlarının yararlarını her halükarda geçtiğini tıp ispat etmiştir ve avrupa, abd bile bunu kabul eder (dipnot:kırmızı şaraptaki antioksidanın hiç de avantajlı olmadığı ortaya çıktı çoktan…). Ama işte materyalist (komünizm+kapitalizm) düzenler sigara satar ve üstüne ” içme öldürür” yazar. Dünyanın en gerizekalı işidir bu. Satıcı bir mal satıyor ve paketine ” içme çok zararlı” yani “alma tehlikeli” yazıyor. Madem içmenin zararlı olduğunu biliyorsun ve insanlara zarar gelmesini istemiyorsun neden yasaklamıyorsun bunu kardeşim? (Sigarayı da herkes içmek için alıyodur heralde. 😀 )

İşin özü çalışmadan para kazanmanın önüne geçilmelidir. Fakirlerle zenginlerin arası iyi olmalıdır. İyilğin kaynağı kutsaldır. Nasıl düzelir konusu beni aşar. Doğruyu bilirsin rahatlarsın, yanlışı savunursan hatalısın ama mecbursan yapmaya bir derece kurtarırsın. Örneğin bankalara faize para yatırmassın.

Peki bir devlet memuru maaşından kenara koyduğu parayla ne yapacak? Dükkan açmaya yetmez, ev almaya yetmez. Ama ufaktan faize koysa katlanır katlanır oh ohh 😀 Cevap şu, devlet memuru adından belli memurdur rahat yaşamalıdır ama parada gözü olan memur olmamalıdır. O zaman işler aksar . 2.si memurda olsa biriken parasını iyi değerlendirmek ve değerinden düşürmemek ve emekli olduğunda en iyi şekilde yaşamak hakkıdır. Bunu nasıl sağlayacak peki? Bu konuyu ekonomicilere havale ediyorum. Direk faizle kazanılmayan yatırım yöntemleri de mevcut sanırım.

Taban:
Bu yazıdaki görüşleri her yerde bulabilirsiniz. Yapmamanız gereken görüşü savunana bakıp görüşü kirletmemektir. Değerlendirin. Bu yazıdaki fikirlerin orjinal kaynağı bir tanedir ki buradaki bir kaç cümle oradan alınmıştır fakat bu cümleleri kullanan pekçok yazar, siyasetçi falan var. Asıl kaynak hiçbiri değil yani anlayacağınız onun için altın dükkanındaki yumurta da yumurta değerindedir, tavuk kafesindeki altında altın değerindedir bunu unutmayın!!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s