Vestel Smart Box

Bu haber bugün tüm yabancı teknoloji ve gadget sitelerinde anasayfadan duyuruldu. Türk sitelerinde şubat-mart aylarından kalan benzeri haberler var ama bu haber o olayın geliştiğinin göstergesi. vestel smart set top box . Olay şu, vestel yaptığı bir çeşit androidli tv-box’uyle tv’nizde android oyunlarını oynamanızı sağlayacakmış. Benim anlamadığım şey ise şu, bu alet kim bilir kaç dolara satılacak, çin malı bir hdmi çıkışlı android tablet alsan, 200 $ a tegralılar bile var… Neyse, asıl beklediğim wi-fi’li androidli ve google tv’li bir hd tv-box’un çıkması. Birde 1 TB hafızası olsa…200$ veririm.

Vestel Smart Box

Bu haber bugün tüm yabancı teknoloji ve gadget sitelerinde anasayfadan duyuruldu. Türk sitelerinde şubat-mart aylarından kalan benzeri haberler var ama bu haber o olayın geliştiğinin göstergesi. vestel smart set top box . Olay şu, vestel yaptığı bir çeşit androidli tv-box’uyle tv’nizde android oyunlarını oynamanızı sağlayacakmış. Benim anlamadığım şey ise şu, bu alet kim bilir kaç dolara satılacak, çin malı bir hdmi çıkışlı android tablet alsan, 200 $ a tegralılar bile var… Neyse, asıl beklediğim wi-fi’li androidli ve google tv’li bir hd tv-box’un çıkması. Birde 1 TB hafızası olsa…200$ veririm.

Çel işki

Size 2kilobyte.org’un farkını gösteren bir yazı daha yazacağım (mükemmelliğimi alçakgönüllüğüme borçluyum). Kızılderilileri bilirsiniz (bununla ilgili de bir yazı yazacağım aslında, kızılderili bize dedirtilen bir ibare, amerika-avustralya yerli insanları daha doğru) Kızılderili atasözü denilen atasözlerine dikkat ederseniz en çok doğaya ve insana saygı üzerinde en uç noktaları belirten kısa ama tam yerinde düşüncelerdir. Bir de insana saygı ve insan ilişkileri üzerinde yazılmış olan tonlarca sosyoloji kitaplarına bakın. Cilt cilt kitaptan belirli belirsiz öğrenebileceğiniz sadece bir kaç cüme kalır geriye. Sonra da atasözleriyle karşılaştırın, o zaman bunca kitap neden yazıldı?

Çelişki burada başlıyor aslında. Atasözlerini söyleyen atalar nerelerde kalmışlar? Kendi kitapları bile yok. İlerleme, teknoloji, işbirliğiyle çağı yakalama konularında altın değerinde kuralları söylemişler kendileri ama bir kitap bile yazamamışlar. Bu çelişki başka işlerde de var. Kızılderililerden günümüze damgasını vurmuş hangi teknoloji var? Ama lafları kitaplara sığmayacak kadar anlamlı. Peki neden böyle… Cevabı diğer kızılderili atasözlerinde bulabilirsiniz. Bir mantık vardır (polyanna yozlaştırmacası değil bu), ihtiyaçların azalması da zenginleşmektir, ihtiyaçlarını azaltacak paranın artması da. Yani illa milyon dolar sahibi olmanıza gerek yok. Zaten istediğiniz şey elinizdeyse, elinde milyon dolarlar var olandan bir farkınız yok (milyon dolar isteyenler müstesna). Burada ne isteyip istemediğiniz size kalmış. Yani fakir olmanın iki yolu var. Bir, çok para kazanmamak; iki dünyayı satın alamamak… Bu bağlamda ne kadar fakir olduğunuzu düşünün. 21. yüzyılın hepimize attığı en büyük kazık şudur ki (17. yy’den itibaren katlanarak gelen) gelişen teknolojiyi kullanmayanlar fakir olarak ilan edildi. Fakirsiniz: eğer son tekstil modasına uygun değilseniz, ayakkabınız parlak değilse, yazın güneş gözlüğü kullanmıyorsanız, arabanız yoksa, bulaşık-çamaşır makinanız, cep telefonunuz, tv’niz vs… yoksa. Hiç abartmadan yazdım burada mevzu bin kat daha derinleştirilebilir. Fakat çıkarılamayacak fikir ise teknolojinin kullanılmaması gerekliliğidir. Peki fikir nedir, kızılderililer ne kadar suçlu, kaderi yanlış mı anlamışlar, var olanla yetinmeleri tembellik mi?

Öncelikle kızılderililerin neyi nasıl anladığını bilemem, ama tembel olduklarını düşünmüyorum. Kaderi yanlış anlayanlar zaten müslümanlar olmalı (öbürü neyi yanlış anladığını bilmez, dolayısıyla yanlış anlayamaz). Bir insanb bana bunlar yeter fazlası lazım değil diyorsa tamamen kendi bileceği bir şeydir. Bu onu fakir yada tembel yapmaz. Ama teknolojileri geridir, bu bağlamda ilkeldirler. Buna şu sıralar tv’lerde çıkan Human Planet belgeselindeki afrika insanlarını da dahil edebilirsiniz. Ne kadar medeniyetten uzaklar değil mi?

Bu arada medeniyet dediğin tek dişi canavardan uzak olmaları ne kadar iyiymiş değil mi? “Yok ya, o istiklal marşındaki gereksiz bir benzetme” diyorsan şu an o diş, bir taraflarından kan çıkartıyor demektir. Medeniyet insanı hayvandan ayıran, işbirliği içerisinde kurulmuş toplumsal altyapıya denir, yani uygarlık. Sözde medeni olanlar yüz yıl önce avrupaydı. Mehmet Akif’in “medeniyet dediğin” dediği, karşısındaki kişinin medeniyet dediğidir, kendi dediği değil (belkide Akif’in karşısında sarhoş neyzen vardı, anladınız siz). Medeniyetin amacı nedir? Tiyatro ekibi kurup oynamak mı?(hayalcilere kapak olsun) Birini yönetici birini halk yapmak mı? (anarşistlere kapak olsun). Yoksa ne yapsın insanlar evrimleşmişlerde işte bir takım yetenekleri var olmuş, zaten eskiden böyle barışta yokmuş, içgüdüsel olarak toplu mu hareket ediyorlar ? (evrimciler siz Allah’a emanetsiniz zaten).

Medeniyetin tek bir amacı vardır, insanların mutlu bir şekilde hayatlarını devam ettirmeleri. Medeni olmak insanı diğer tüm canlılardan ayırır. Hatta insanlık medeniyettir, medeni olmayan yani başkalarıyla faydalı ilişkiler kurmaktan kaçınan kişiler aynı derecede insanlıktan da uzaktırlar. Mutluluk nedir? Bu kavram da önemlidir. Tinerci grupları mutluluktan uçarlar. Ama milyon kişiden on bin kişi tinerci olmak ister. Geri kalanlar bundan mutsuz olurlar. Medeniyet çoğunluğun mutlu olmasıdır, hatta dikkat ederseniz mutluluk tanımı zaten kendi içerisnde evrensellik taşımak zorundadır. Mutluluk sizce nedir diye bir şey yoktur, o o kişinin mutluluğudur, ancak mutluluk nedir derseniz bu evrenseldir. Bizde bununla ilgileniyoruz. Adam sadisttir, acı çektirmek onu mutlu eder, bize ne, isterse öte tarafta aşırı şefkatli biri dilencilik yapıp fakirleri doyurmakla mutlu olsun; ikisi de aynı derecede evrensellikten uzaktır. Fakat genel algı itibariyle başkalarına acı çektirmek kötüdür. Ancak evrensel mutluluk ve sosyal birliktelik öyle bir yapıdırki birinin fakirler için tek başına dilencilik yapmasını da kabul etmez. Fakat bu toplumsal birliktelik öyle bir başlancıç ve son içerisindedirki zaten sağlandığı zaman fakir diye bir şey kalmaz. Nerelerden nereye geldik. Ancak bunlar bir aletin devre kartları gibi, bunları atlarsak bu yazıyı okuyan devre mühendisleri hemen itiraz eder.

Şimdi bakalım afrika insanı mı daha mutlu avrupa insanı mı? Kızılderililer mi daha mutluydu şu an new york’ta yaşayanlar mı? Görünen bütün avrupa vs..nin mutluluktan uçtuğudur ve bu yüzden tüm hapishaneler, hastahaneler, tımarhaneler doludur. Ne de olsa bunlarda modern dünyanın insana verdiği hizmetler. Hala jeton düşmediyse ben de şunu derim, bugün herkesin kabul ettiği bir şey vardır, modern dünya da tüm insanlar birbirlerinin kuyusunu kazarlar; her iş sektöründe durum aynıdır; herkes hırslıdır, para için her şey yapılır. 100 kişinin yaşadığı böyle bir yerde kaç kişi mutlu olabilir? 10 kişi “köşeyi döner” yani arkasına bakmaz. Köşede duranlar gelenlere çelme takmaya çalışır. Bazıları iflas edip ezik, fakir, halk görünümü verir, bazıları aynı görünüm altında o 10 kişinin içindedirler, bazıları sürekli gider-gelir çok azı elinde var olanla yetinir, hırssız yaşar. Hırsızlar da vardır, hem de pek çoktur. Burada insanların çalmaları için fakir olmaları gerekmez. Sonuç itibariyle bu 100 kişi içerisinde 20 kişiye mutluluk yaşatan (mutluluk tanımına geri dönün) sistem neredeyse tamamen mutsuzluk üzerinedir ve dolayısıyla medeniyetle uzaktan yakından alakası yoktur. Fakat bir toplumdaki insanlar birbirlerini yemeden işbirliği içerisinde yaşıyorlarsa o toplum medenidir. Nitekim kızılderili atasözlerinin şu zamandaki kitaplardan farkı da şudur; o insanlar zaten yaşadıkları yaşam sistemini anlatmışlardır sözlerle; kitaplar ise çalıntı fikirlerdir.

Peki medeniyet nasıl gelir? Nasıl çoğunluğun mutlu olması sağlanır? Herkes ne şekilde aynı mutluluk ölçeğine sahip olur? Buna imkansız demeyin, istisna kabul etmez bir şekilde herkesin aynı şeylerle mutluluğu sağlanmazsa medeniyet asla sağlanamaz. Nispi medeniyet de olmaz (daha önce demiştik). Bölünmüş mutluluk her zaman için yanlıştır ve birilerinin birilerini kandırdığını gösterir. Bundan sonrasını müslümanlar okusun. Herkes insandır. Tüm insanları Allah yaratmıştır. İnsanların ortak çok özelliği vardır. Bu ortak özelliklerin bazıları coğrafyaya göre çeşitlenir, bazıları tarih kronolojisine göre. Fakat renk aynıdır, sadece ton farkı vardır. Allah artık teknolojiye hazır hale gelen insanlara son kutsal kitap Kuran-ı Kerim’i göndererek adeta onlara bir kılavuz vermiştir. Bu kitaba hoca olarak peygamberimizi insanlığa göndermiştir (S.A.V). Eğitim başlamıştır, eğitim sistemi kurulmuş ve islamiyet bu günümüze kadar böylece gelmiştir. Bu aşamalarda mezheplerin çıkışı aynı renk farklı ton olan insanların da mutluluk ortaklığına girmelerini sağlamıştır.Bu son paragrafta demek istediğim ortak mutluluk kaynağının sadece din olabileceğiydi. Çünki yaratılmış olan insanlar kendi ürettikleri fikirlerle ancak bir yere kadar gidebilirler. İtaat’in ortak olması şarttır (itaat sadece bir yönü, bu işin daha çok fazla yönü var). Neyse İslam tüm kurallarıyla beraber bütün bir medeniyetin var olmasının tek çözümüdür. Bu işin başka yolu olamaz. Diğer az çok islama yakın derecede medeni olan eski veya yeni toplumlar ise muhtemelen İslamdan önce kendilerine gönderilen semavi emirleri uygulamaktadırlar (zamanla tahrif edilmiş olabilir, şu anki durumları ve islamla olan irtibatları Allah’la onlar arasındaki bir meseledir, Allah mutlak adalet sahibidir.<mutlak=sınırsız>). Son olarak, İslam’ın anlayamadığınız toplumsal, sosyolojik ve teknolojik atılımları sağlayan kurallarını bahsettiğim eğitim sisteminin günümüzdeki öğreticilerinden öğrenebilirsiniz. Yok ben Kuran’dan başkasına bakmam diyorsanız size tek diyeceğim şudur (aklınızın var olduğuna binanen mantıklı bir şey söylüyeceğim), Peygamberimiz (S.A.V) niye gönderildi o zaman? Mucizeler niye verildi? Ayrıca Kuran’da islam alimleri pek çok şekilde övülmektedir…Anlayana sivri..

Çel işki

Size 2kilobyte.org’un farkını gösteren bir yazı daha yazacağım (mükemmelliğimi alçakgönüllüğüme borçluyum). Kızılderilileri bilirsiniz (bununla ilgili de bir yazı yazacağım aslında, kızılderili bize dedirtilen bir ibare, amerika-avustralya yerli insanları daha doğru) Kızılderili atasözü denilen atasözlerine dikkat ederseniz en çok doğaya ve insana saygı üzerinde en uç noktaları belirten kısa ama tam yerinde düşüncelerdir. Bir de insana saygı ve insan ilişkileri üzerinde yazılmış olan tonlarca sosyoloji kitaplarına bakın. Cilt cilt kitaptan belirli belirsiz öğrenebileceğiniz sadece bir kaç cüme kalır geriye. Sonra da atasözleriyle karşılaştırın, o zaman bunca kitap neden yazıldı?

Çelişki burada başlıyor aslında. Atasözlerini söyleyen atalar nerelerde kalmışlar? Kendi kitapları bile yok. İlerleme, teknoloji, işbirliğiyle çağı yakalama konularında altın değerinde kuralları söylemişler kendileri ama bir kitap bile yazamamışlar. Bu çelişki başka işlerde de var. Kızılderililerden günümüze damgasını vurmuş hangi teknoloji var? Ama lafları kitaplara sığmayacak kadar anlamlı. Peki neden böyle… Cevabı diğer kızılderili atasözlerinde bulabilirsiniz. Bir mantık vardır (polyanna yozlaştırmacası değil bu), ihtiyaçların azalması da zenginleşmektir, ihtiyaçlarını azaltacak paranın artması da. Yani illa milyon dolar sahibi olmanıza gerek yok. Zaten istediğiniz şey elinizdeyse, elinde milyon dolarlar var olandan bir farkınız yok (milyon dolar isteyenler müstesna). Burada ne isteyip istemediğiniz size kalmış. Yani fakir olmanın iki yolu var. Bir, çok para kazanmamak; iki dünyayı satın alamamak… Bu bağlamda ne kadar fakir olduğunuzu düşünün. 21. yüzyılın hepimize attığı en büyük kazık şudur ki (17. yy’den itibaren katlanarak gelen) gelişen teknolojiyi kullanmayanlar fakir olarak ilan edildi. Fakirsiniz: eğer son tekstil modasına uygun değilseniz, ayakkabınız parlak değilse, yazın güneş gözlüğü kullanmıyorsanız, arabanız yoksa, bulaşık-çamaşır makinanız, cep telefonunuz, tv’niz vs… yoksa. Hiç abartmadan yazdım burada mevzu bin kat daha derinleştirilebilir. Fakat çıkarılamayacak fikir ise teknolojinin kullanılmaması gerekliliğidir. Peki fikir nedir, kızılderililer ne kadar suçlu, kaderi yanlış mı anlamışlar, var olanla yetinmeleri tembellik mi?

Öncelikle kızılderililerin neyi nasıl anladığını bilemem, ama tembel olduklarını düşünmüyorum. Kaderi yanlış anlayanlar zaten müslümanlar olmalı (öbürü neyi yanlış anladığını bilmez, dolayısıyla yanlış anlayamaz). Bir insanb bana bunlar yeter fazlası lazım değil diyorsa tamamen kendi bileceği bir şeydir. Bu onu fakir yada tembel yapmaz. Ama teknolojileri geridir, bu bağlamda ilkeldirler. Buna şu sıralar tv’lerde çıkan Human Planet belgeselindeki afrika insanlarını da dahil edebilirsiniz. Ne kadar medeniyetten uzaklar değil mi?

Bu arada medeniyet dediğin tek dişi canavardan uzak olmaları ne kadar iyiymiş değil mi? “Yok ya, o istiklal marşındaki gereksiz bir benzetme” diyorsan şu an o diş, bir taraflarından kan çıkartıyor demektir. Medeniyet insanı hayvandan ayıran, işbirliği içerisinde kurulmuş toplumsal altyapıya denir, yani uygarlık. Sözde medeni olanlar yüz yıl önce avrupaydı. Mehmet Akif’in “medeniyet dediğin” dediği, karşısındaki kişinin medeniyet dediğidir, kendi dediği değil (belkide Akif’in karşısında sarhoş neyzen vardı, anladınız siz). Medeniyetin amacı nedir? Tiyatro ekibi kurup oynamak mı?(hayalcilere kapak olsun) Birini yönetici birini halk yapmak mı? (anarşistlere kapak olsun). Yoksa ne yapsın insanlar evrimleşmişlerde işte bir takım yetenekleri var olmuş, zaten eskiden böyle barışta yokmuş, içgüdüsel olarak toplu mu hareket ediyorlar ? (evrimciler siz Allah’a emanetsiniz zaten).

Medeniyetin tek bir amacı vardır, insanların mutlu bir şekilde hayatlarını devam ettirmeleri. Medeni olmak insanı diğer tüm canlılardan ayırır. Hatta insanlık medeniyettir, medeni olmayan yani başkalarıyla faydalı ilişkiler kurmaktan kaçınan kişiler aynı derecede insanlıktan da uzaktırlar. Mutluluk nedir? Bu kavram da önemlidir. Tinerci grupları mutluluktan uçarlar. Ama milyon kişiden on bin kişi tinerci olmak ister. Geri kalanlar bundan mutsuz olurlar. Medeniyet çoğunluğun mutlu olmasıdır, hatta dikkat ederseniz mutluluk tanımı zaten kendi içerisnde evrensellik taşımak zorundadır. Mutluluk sizce nedir diye bir şey yoktur, o o kişinin mutluluğudur, ancak mutluluk nedir derseniz bu evrenseldir. Bizde bununla ilgileniyoruz. Adam sadisttir, acı çektirmek onu mutlu eder, bize ne, isterse öte tarafta aşırı şefkatli biri dilencilik yapıp fakirleri doyurmakla mutlu olsun; ikisi de aynı derecede evrensellikten uzaktır. Fakat genel algı itibariyle başkalarına acı çektirmek kötüdür. Ancak evrensel mutluluk ve sosyal birliktelik öyle bir yapıdırki birinin fakirler için tek başına dilencilik yapmasını da kabul etmez. Fakat bu toplumsal birliktelik öyle bir başlancıç ve son içerisindedirki zaten sağlandığı zaman fakir diye bir şey kalmaz. Nerelerden nereye geldik. Ancak bunlar bir aletin devre kartları gibi, bunları atlarsak bu yazıyı okuyan devre mühendisleri hemen itiraz eder.

Şimdi bakalım afrika insanı mı daha mutlu avrupa insanı mı? Kızılderililer mi daha mutluydu şu an new york’ta yaşayanlar mı? Görünen bütün avrupa vs..nin mutluluktan uçtuğudur ve bu yüzden tüm hapishaneler, hastahaneler, tımarhaneler doludur. Ne de olsa bunlarda modern dünyanın insana verdiği hizmetler. Hala jeton düşmediyse ben de şunu derim, bugün herkesin kabul ettiği bir şey vardır, modern dünya da tüm insanlar birbirlerinin kuyusunu kazarlar; her iş sektöründe durum aynıdır; herkes hırslıdır, para için her şey yapılır. 100 kişinin yaşadığı böyle bir yerde kaç kişi mutlu olabilir? 10 kişi “köşeyi döner” yani arkasına bakmaz. Köşede duranlar gelenlere çelme takmaya çalışır. Bazıları iflas edip ezik, fakir, halk görünümü verir, bazıları aynı görünüm altında o 10 kişinin içindedirler, bazıları sürekli gider-gelir çok azı elinde var olanla yetinir, hırssız yaşar. Hırsızlar da vardır, hem de pek çoktur. Burada insanların çalmaları için fakir olmaları gerekmez. Sonuç itibariyle bu 100 kişi içerisinde 20 kişiye mutluluk yaşatan (mutluluk tanımına geri dönün) sistem neredeyse tamamen mutsuzluk üzerinedir ve dolayısıyla medeniyetle uzaktan yakından alakası yoktur. Fakat bir toplumdaki insanlar birbirlerini yemeden işbirliği içerisinde yaşıyorlarsa o toplum medenidir. Nitekim kızılderili atasözlerinin şu zamandaki kitaplardan farkı da şudur; o insanlar zaten yaşadıkları yaşam sistemini anlatmışlardır sözlerle; kitaplar ise çalıntı fikirlerdir.

Peki medeniyet nasıl gelir? Nasıl çoğunluğun mutlu olması sağlanır? Herkes ne şekilde aynı mutluluk ölçeğine sahip olur? Buna imkansız demeyin, istisna kabul etmez bir şekilde herkesin aynı şeylerle mutluluğu sağlanmazsa medeniyet asla sağlanamaz. Nispi medeniyet de olmaz (daha önce demiştik). Bölünmüş mutluluk her zaman için yanlıştır ve birilerinin birilerini kandırdığını gösterir. Bundan sonrasını müslümanlar okusun. Herkes insandır. Tüm insanları Allah yaratmıştır. İnsanların ortak çok özelliği vardır. Bu ortak özelliklerin bazıları coğrafyaya göre çeşitlenir, bazıları tarih kronolojisine göre. Fakat renk aynıdır, sadece ton farkı vardır. Allah artık teknolojiye hazır hale gelen insanlara son kutsal kitap Kuran-ı Kerim’i göndererek adeta onlara bir kılavuz vermiştir. Bu kitaba hoca olarak peygamberimizi insanlığa göndermiştir (S.A.V). Eğitim başlamıştır, eğitim sistemi kurulmuş ve islamiyet bu günümüze kadar böylece gelmiştir. Bu aşamalarda mezheplerin çıkışı aynı renk farklı ton olan insanların da mutluluk ortaklığına girmelerini sağlamıştır.Bu son paragrafta demek istediğim ortak mutluluk kaynağının sadece din olabileceğiydi. Çünki yaratılmış olan insanlar kendi ürettikleri fikirlerle ancak bir yere kadar gidebilirler. İtaat’in ortak olması şarttır (itaat sadece bir yönü, bu işin daha çok fazla yönü var). Neyse İslam tüm kurallarıyla beraber bütün bir medeniyetin var olmasının tek çözümüdür. Bu işin başka yolu olamaz. Diğer az çok islama yakın derecede medeni olan eski veya yeni toplumlar ise muhtemelen İslamdan önce kendilerine gönderilen semavi emirleri uygulamaktadırlar (zamanla tahrif edilmiş olabilir, şu anki durumları ve islamla olan irtibatları Allah’la onlar arasındaki bir meseledir, Allah mutlak adalet sahibidir.<mutlak=sınırsız>). Son olarak, İslam’ın anlayamadığınız toplumsal, sosyolojik ve teknolojik atılımları sağlayan kurallarını bahsettiğim eğitim sisteminin günümüzdeki öğreticilerinden öğrenebilirsiniz. Yok ben Kuran’dan başkasına bakmam diyorsanız size tek diyeceğim şudur (aklınızın var olduğuna binanen mantıklı bir şey söylüyeceğim), Peygamberimiz (S.A.V) niye gönderildi o zaman? Mucizeler niye verildi? Ayrıca Kuran’da islam alimleri pek çok şekilde övülmektedir…Anlayana sivri..

Bazı bilgisayar efsaneleri…

1:Bilgisayarı kapatmadan fişi çekmek (yani zorla kapatmak) bilgisayara zarar verir.

Burada söz konusu olan sadece harddiskteki bilgilerin zarar görmesi. Tabi harddisk de zarar görebilir (düşük ihtimal). Başka bir parçaya bir zararı yok

2: Geri dönüşüm kutusundan silinen dosyalar tamamen silinir.

Hayır. Geri dönüştürme programıyla dönüştürülebilir. Tamamen silmek için farklı programlar kullanmalısınız. Örneğin buradaki gibi.

3:Mıknatıslar diske zarar verir.

CD’ye ve USB disklere mıknatısların bir etkisi yoktur. Sadece floppy yani eski disketlere zarar verir. Harddiski bozacak mıknatısın ise çok güçlü olması gerektiği söyleniyor.

4:USB diski güvenli çıkar ile çıkartmazsan bozulur.

Daha önce yazmışımdır belki bununla ilgili, hiç bir şekilde bozulma söz konusu değil. Sadece var olan dosya transferini bozarsınız. Ayrıca USB diske bakın, hızlıca yanıp sönmüyorsa yani işlem yoksa çekin gitsin. Aynı şey tamamen. Ancak USB diski hızlandırmak için başka bir ayar var. Onda güvenli çıkar yapmak şart.

5:Antivirüsler tüm virüsleri siler.

Bunu yazmaya pek gerek yok ama, antivirüsler sadece kendilerinde tanımlı olan virüslere karşı etkilidir.

6: Yenilemek RAM’i rahatlatır, yani PC’yi hızlandırır.

Eski RAM’i az bilgisayarlarda bu sağla tıkla yenile işleminin faydası olduğu söyleniyor. Ancak şu an ki bilgisayarlarda pek faydası yokmuş. Aslında denenebilir basit bir şekilde RAM’i boşaltıp boşaltmadığı..

7: MAC’ler yada linuxlerde virüs yoktur.

Olmaz mı virüs cep telefonlarında bile vardır. Ancak az vardır. o Ayrı mevzu.

8: (D)SLR fotoğraf makineleri normal makinalardan daha iyi fotoğraf çeker .

Single lens shot özelliği hızlı pozlama ile ilgili aslında sadece. Gerisi fotoğrafçıya kalmış..

9: Çok megapixel çok kalite demektir.

Yanlış, bir kere interpolarizasyonla büyütülme diye bir olay var. Önemli olan lensin ve sensörün boyutu ve kalitesi.

Not: alıntılar vardır.