inanmayın

yıl 2011
bilemedin 12
aklınız daha gelişmeden yani daha tıfılken bilincinize yerleşmiş inanma ve doğru yanlış anlama ölçütleri hatalı. anladıklarınız doğru veya yanlış demiyorum, anlama ölçütleriniz hatalı. çünkü bu yaşınıza kadar televizyon izlediniz, film izlediniz, gazete okudunuz, roman okudunuz, video oyunları oynadınız ve hatta devlet okullarında hep tek yöne sabit eğitimler aldınız.

10 yaşındayken bize milenyumla ilgili kompozisyon yazdırırlardı. yazdığım komposizyonu çok iyi hatırlıyorum. 2000 li yıllarla ilgili sağdan soldam duyduğum tüm bilgileri yazıp karşılaştırmıştım. bunlar tahminlerdi. 1999 daydık, sanki 30 yıl sonrasıymış gibi 2000 yılı sonrası için herkes tahminlerde bulunuyodu. ne büyük aldatma. kompozisyona: 2000 den sonra kıyamet kopacağını söyleyenler var, uçan arabalar gelebilir, yemek yerine tablet gıdalar falan gibi şeyleri yazmıştım. daha kolumuzda dijital saat yokken böyle şeyler yazmıştım. ne manaya bile geldiğini bilmediğim şeyleri yazmıştım. çok net hatırlıyorum, geleceğe dönüş filmindeki teknolojik harikaları, filmde gördüğümü de belirterek olur yada olmaz diye sınıflandırmıştım o kompozisyonda.

ne biliyorsanız, ne düşünüyorsanız; başında veya sonunda tv-gazete-medya-çevrenizdeki bunlara kanmış büyüklerinizden duyduğunuz şeyler vardır. farklı bir şey düşünmeniz için farklı şeyler duymalısınız. gaybdan sesler duymuyorsanız bu böyle. fikriniz netleşirken daha da bulanık hale gelmesin. inanmayın; yalan olanlara değil, size lazım olmayan doğrulara da inanmayın. lüzumsuz küçük doğrularla koca bir yalanı size yuttururlar. burada doğruyu yok saymaktan bahsetmiyoruz, aklınızı ve inanan yerlerinizi (argo tabirle) başkasının kontrolüne bırakmamaktan bahsediyoruz.

toplu olan aktivitelerde çok büyük tehlikeler vardır. popüler kültür toplu aktivitelerin teorik halidir. popüler kültür doğru olan demek değildir. doğru adamların yaptığı doğru işler de popüler olabilir. ancak günümüzde popüler kültür denilen şey modern çobanlık sisteminin koyunlara taktığı kolyedir. bilim popüler kültürün bir parçasıdır.

yarın öbür gün bilimsel kanıtlarla uzaydan gelen yaratıklar dünyayı istila edecek derlerse inanmayın.

tartışmalar da popüler kültürün bir parçasıdır. benim 10 yaşındayken yaptığım gibi popüler tartışmalarla zihninizi meşgul edip asıl tartışmanız gereken şeylerden uzaklaşmayın. şu ana kadar başkasından hiç duymadığım bir şey söyleyeceğim (duymuş olsam aynen aktarırdım). beyin gücü yani beynin çalışması, enerji harcaması; neyi düşündüğünüz, neyi sonuca erdirmeye çalıştığınızdır. nasıl fiziksel olarak beden gücünüzü bedavaya başkalarının işinde kullanmıyorsunuz, neden beyin gücünüzü bambaşka kişilerin hiç bir faydası olmayan hatta zararı olan işlerinde kullanıyorsunuz? bu sadece işin enerji harcama meselesi. bunun bir de niteliği var, yani zorla yönlendirilerek başkalarının kötü işlerine alet olma meselesi. ha bir de beyninizin vücudunuzu idare ettiği gerçeği var.

hülasa; devamını bekleyin..

Çok düşünme kafan karışır…

Eskiden yazdığım (2006’da) bir şiirimsi de şu cümleler de vardı:

 

Çok düşünme kafan karışır,
Burada salaklar birbiriyle yarışır,

Bunlar ortalardan bir yerlerden. Ama devamında şöyle bir cümle daha var:

Tüm iyilikler terse döner,

Burada bahsedilen olaylar lisedeki ortamla ilgili düşündüklerimdi (o zamanlar lisedeydim tabiki). Şimdi diyeceklerimin ise liseyle alakası yok. Ancak bazı doğrular her yerde geçiyor, genel kural gibi. Anafikir şu:

Sürekli bağıranlar bir süre sonra kendi seslerini de duymaz olurlar.

Yani niye bağırdığını bile unuturlar. Bu anafikirle aynı doğrultuda çok söz yazdım bugüne kadar. Ama ilginç olan cümlenin aynı doğrultuda olduğunu, daha önce yazdığım başka bir fikir zannettiğim sözle aynı anlamda olduğunu sonra anlamam. Yani genel bir doğru, farklı şekillerde gözükebiliyor ve insanın aklına farklıymış gibi geliyor.

Amaç ve araçların birbirinden ayrılamaması, fikir tabanı olmadan uygulamaya geçilmesi, uygulama sırasında fikirin tamamen unutulması. İşte sorunlar. Çözüm ise hatırlamak, kendine güvenmemek (not almak, dikkatli olmak). Amma da soyut bir yazı oldu diyorsanız başlıktaki cümleyi size geri gönderiyorum.

23 nisan…

çocuklara bir gün cumhurbaşkanlığı, valilik, kaymakamlık neyim verip onlarla dalga geçiceğinize, onlara her gün çocukluklarını verin… salak saçma sınav sistemini değiştirin, nerden geldiği belli olmayan stres ve baskı yüzünden dün ne yediklerini unutturmayın, kafalarını dogma bilgilerle şişirmeyin, çuval yığını sayfalarca gereksiz bilgiyi yükletmeyin. iyi not alana çalışkan ve zeki, kötü not alana mal ve tembel dedirtmeyin. not alma baskısıyla 15 senelerini geçirmelerine neden olmayın.

kimi eleştiriyorum? radikal değerlerinizi eleştiriyor olsaydım böyle yazmazdım kimse yanlış anlamasın.
ve sırada
19 mayıs…

amaç-sonuç-kapsam-nitelik!=

kuş lastiğindeki taşın hedefi ileriye gitmektir, ama taş hedefin tam tersi yöne yani geriye, ne kadar çok çekilirse o kadar çok ileri gider. hiç çekilmezse hiç gitmez. demek her zaman hedefe gitmek için doğrudan hedefe doğru gitmek gerekmez! sonuçlar her zaman birden yüze kadar saymak gibi sıralı nedenlerle oluşmaz. belki 99dan geri inip son olarak 100e gidilir!
kuş lastiği