Son dökülenler…

1- insanları sevmedikçe mekanları da sevemezsiniz.

emin olun mekandaki diğer bütün ögelerden daha önemlidir insanlar. mekan derken çay içilen değil, yaşanılan yerden bahsediyorum. eskiden çok köklü olan memleket anlayışı artık yok. hatta pek çok anlayış yok.

2- iletişim yeteneği konuşmak değil, karşındakini konuşturmaktır.

karşındakini konuşturmak demek ona derdini en iyi şekilde anlatmak demektir zaten. bunu yapamazsan yanlış cümleler söyler karşındakiler.. senin istediklerini söyletmen onunla en iyi şekilde anlaşman demektir…

hassas kavramlar

onlar pek çoktur. bu kavramlardan konuşurken genel ifadelerini anlatan kelimeler kullanıldığı için çoğunlukla yanlış anlaştırmaya, kafa karıştırmaya uygundurlar. şimdi bir örnek vereyim. mesela din kelimesi. din nedir?

-hangi dindensin?

-hristiyan. sen?

-ben de müslümanım.

bakın ne kadar kolay müslümanım diyosun o kadar. sanki hangi takımı tutuyon, bjk dermiş gibi. ama din bu kadar basite indirebilecek bir şey değil. din insanın neden yaşadığıdır. bu soruya müslümanım diye cevap vermekte yada bu soruyu sormakta hiçbir kavramsal yada mantıksal hata yokken “din avrupayı geri bıraktı, kliseler dini kullanarak milleti uyuttu” demek yanlıştır, hatalıdır, eksiktir. matematikte 3le beş eder 125 demek gibi bişi. 3 le beşin otuz çeşit işlemi yapılabilir ne yaptın da 125 çıktı.

düşünmek kelimelerle olur. mantığınızı kelimeler oluşturur. bu yüzden hassas kavramlarla ilgili konuşurlen yanlış kelimeler kullanmanız sizin hatanızdır. kullandığınız kavram ise yerinde durur. bunun zararı yoksa da sonradan çıkar. çünki insanlar savundukları kavramlar için kavga eder. özellikle türkçenin azizliği de bunu arttıran bir etmen.

din mevzusu gerçekten çok hassastır, incedir. kelime anlamından da öte, en geniş dünya hatta kainat görüşü olduğu için böyledir. din kurallarına uymak meselesi su gibidir, çok soğutursan donar içilmez; çok ısıtırsan buhar olur uçar gider. tabi bu ayarlara uymak anlamındaki din kurallarına yaklaşım. öbür yönleri beni aşar zaten. kurallara uymakta islam için süreklilik esastır çokluktan ziyade tek bildiğim bu.

kavramlardan biriside “yaratmak ve tanrı” kelimeleri. bazıları Allah kelimesi yerine tanrı dedikleri zaman aynı manayı ifade ettiklerini zannediyor ama aradaki fark ölmekle uzanmak için yatmaktan bile fazla. yaratmak ise kelime anlamı tam olarak yoktan var etmek demektir, sadece ve sadece Allah’a mahsustur. herşeyi ancak Allah yoktan var edebilir, bu mealde bir ayet vardır; ayetlerin herhangi sadece birini bile inkar etmek tüm kabul görmüş islam alimlerine göre dinden çıkmak demektir ona göre!!! varın siz düşünün. 7 milyar insannın 6milyar999999 u bile yanlış yapsa aldanmamak lazım..

ileride bu konuya kuyruk takmak üzere burada ara verelim..

hassas kavramlar

onlar pek çoktur. bu kavramlardan konuşurken genel ifadelerini anlatan kelimeler kullanıldığı için çoğunlukla yanlış anlaştırmaya, kafa karıştırmaya uygundurlar. şimdi bir örnek vereyim. mesela din kelimesi. din nedir?

-hangi dindensin?

-hristiyan. sen?

-ben de müslümanım.

bakın ne kadar kolay müslümanım diyosun o kadar. sanki hangi takımı tutuyon, bjk dermiş gibi. ama din bu kadar basite indirebilecek bir şey değil. din insanın neden yaşadığıdır. bu soruya müslümanım diye cevap vermekte yada bu soruyu sormakta hiçbir kavramsal yada mantıksal hata yokken “din avrupayı geri bıraktı, kliseler dini kullanarak milleti uyuttu” demek yanlıştır, hatalıdır, eksiktir. matematikte 3le beş eder 125 demek gibi bişi. 3 le beşin otuz çeşit işlemi yapılabilir ne yaptın da 125 çıktı.

düşünmek kelimelerle olur. mantığınızı kelimeler oluşturur. bu yüzden hassas kavramlarla ilgili konuşurlen yanlış kelimeler kullanmanız sizin hatanızdır. kullandığınız kavram ise yerinde durur. bunun zararı yoksa da sonradan çıkar. çünki insanlar savundukları kavramlar için kavga eder. özellikle türkçenin azizliği de bunu arttıran bir etmen.

din mevzusu gerçekten çok hassastır, incedir. kelime anlamından da öte, en geniş dünya hatta kainat görüşü olduğu için böyledir. din kurallarına uymak meselesi su gibidir, çok soğutursan donar içilmez; çok ısıtırsan buhar olur uçar gider. tabi bu ayarlara uymak anlamındaki din kurallarına yaklaşım. öbür yönleri beni aşar zaten. kurallara uymakta islam için süreklilik esastır çokluktan ziyade tek bildiğim bu.

kavramlardan biriside “yaratmak ve tanrı” kelimeleri. bazıları Allah kelimesi yerine tanrı dedikleri zaman aynı manayı ifade ettiklerini zannediyor ama aradaki fark ölmekle uzanmak için yatmaktan bile fazla. yaratmak ise kelime anlamı tam olarak yoktan var etmek demektir, sadece ve sadece Allah’a mahsustur. herşeyi ancak Allah yoktan var edebilir, bu mealde bir ayet vardır; ayetlerin herhangi sadece birini bile inkar etmek tüm kabul görmüş islam alimlerine göre dinden çıkmak demektir ona göre!!! varın siz düşünün. 7 milyar insannın 6milyar999999 u bile yanlış yapsa aldanmamak lazım..

ileride bu konuya kuyruk takmak üzere burada ara verelim..

sen, bugün kendine bi iyilik yapmak istiyosan..

zarardan kaçmak -her zaman ve her konuda- iyilik yapmaya çalışmaktan daha karlıdır. yapacağın en karlı iyilik seni zarara götüren şeylerden uzaklaşmandır. hatta namaz kılmaya başlamaktansa, haram içki içme alışkanlığı varsa onu bırakmalı; daha sonra namaza başlamalı. bu şekilde gidersek herkes kendine göre düşünerek hayatına yön verebilir.

iyilik ve kötülük tamamen kişilere göre değişir. her kafanın farklı bir iyilik kötülük anlayışı olacaktır. iyiyi arama olgusuna ahlak denir. peki bu ahlak neyle belirlenecek? arkadaş grubunuza bakın, onların koyduğu yaşam çizgisine göre şekillenirsiniz, çok dikkatli olmak gerekir. bu dünyada hatta bu koskaca uçsuz bucaksız kainatta tüm varlığınızla yaptıklarınızdan bir tek siz sorumlu olacaksınız. dolayısıyla yaptıklarınıza hakim olmaya çalışın. hiç bir arkadaş bir adamı hapishaneden, hastaneden, tımarhaneden kurtaramaz. yok canım biraz abarttın diyosanız sorarım size ne kazandınız, ne kaybettiniz. en sonunda toprak altından kimseyi 7 milyar insan dahi kurtaramaz.

mevzuya ortasından daldım ve biraz katı bi dil oldu. ileride bu konulara tekrar girecem… paragrafta sorular var, kaldılar değil mi 😀

ajan facebook

bu yazı çok ciddi bi tespiti anlatmaktadır. 😀 (siz gülmeyin gerçekten ciddi)

şu an benim olduğum gibi facebook’a login olmuş durumdaysanız ve farklı sekmeler açarak farklı sitelerde gezmekteyseniz ve bu sitelerde ‘ bu yazıyı arkadaşlarının arasında facebook’ta ilk beğenen ol’ gibi ibareler varsa aklınıza şu soru gelmelidir: facebook benim bu sitedeki bu yazıyı okuduğumu bilmesin mi?

evet arkadaşlar bu demektirki sitelerdeki facebook eklentisi üzerinden facebook’a gezdiğiniz sayfayla ilgili bilgi gidiyor. al başına belayı! bu durumu daha önce farkeden oldu mu bilmiyorum ama dikkat etmek lazım bakalım ne çıkacak..

gecenin resmi

intikam

Eveet resmi görüyorsunuz. (ben türkçeleştirdim) . Aynen de yazdığı gibi insanın intikamdan lezzet alması gerçek, ve bekleyince bu durum daha da pekiştiği için siniri alma olayı daha da artıyor 😀

Burada kim kimden intikam almış? Aslına bakarsanız resimin mesajı resime uygun değil ama sanki uygunmuş gibi geliyor. Çekiç çiviye azap vermiyorki, çivi tahtaya azap veriyor. Tahtanın çekiçten intikam alması lazım bence 😀 Yada çivinin çekici duvara sokması gerekirdi :p

gecenin resmi

intikam

Eveet resmi görüyorsunuz. (ben türkçeleştirdim) . Aynen de yazdığı gibi insanın intikamdan lezzet alması gerçek, ve bekleyince bu durum daha da pekiştiği için siniri alma olayı daha da artıyor 😀

Burada kim kimden intikam almış? Aslına bakarsanız resimin mesajı resime uygun değil ama sanki uygunmuş gibi geliyor. Çekiç çiviye azap vermiyorki, çivi tahtaya azap veriyor. Tahtanın çekiçten intikam alması lazım bence 😀 Yada çivinin çekici duvara sokması gerekirdi :p