Bir bilgisayar programı ve telif hakkı

Bir an esti: Bilgi saydamdır duvarı deler.

Efendim çok uzun sayfalar yazılabilecek, hakkında çok bilgi birikimim olduğu ve ispatlayabileceğim pekçok görüşümün olduğu bir konu bu, umarım hiç bir şeyi kaçırmadan toparlarım. Bu başlıkta telif hakkı olayını sadece bilgisayar programları için inceleyeceğim. Sonra fırsat bulursam kitaplar, müzik ve film hakkında da yazacağım. Okumaya devam et

Wi-Fi şifre kırıcı program! Hemde Satılık!!

Ne kadar işe yarıyacağını bilemem denemek gerekir. Google amcada rapid üzerinden indirebileceğiniz crackli linkleri var.

Güvenlik uygulamaları geliştirdiğini ileri süren bir Rus yazılım şirketi Wi-Fi şifrelerini kırmak için geliştirdiği yazılımı satmaya başladı. Kırabilmek için normal şartlarda trilyonlarca işlem gerektirebilecek bir WPA/WPA2-PSK şifresini, geliştirdiği yeni tekniklerle kıran Elcomsoft yazılımına Wireless Security Auditor 1.0 ismini vermiş. Tahmine dayalı şifre kırma teknolojisinden farklı olarak, aktarılan veri paketlerini yakalayan ve bunun içerisinden şifreyi süzerek sahibine sunan yazılımın fiyatı ise 600 sterlin. Şifrenin ne kadar zaman içinde kırabileceğine dair birşey söylemeyen şirket yetkilileri alçak gönüllüklerini de muhafaza ediyor: “Yazılım her şifreyi kıramayabilir”.

Yeni bir not : programı indirdim denedim tamamen işe yaramaz ve sallama bişey. brute attack yöntemini kullanıyor wordlist yani olcak iş mi… sallayın gitsin

Sanal psikolojiler

Psikoloji: psi, latince ruh demekmiş. -oloji, ilgilenilen disiplin. yani ruh bilimi. osmanlıca ruhiyat  ruhi, sen değil 😀

Herkes kendini bir şekilde nete atıyor. Kimi kız arıyor kimi erkek arıyor, kimi online oyun oynuyor kimi önüne ne gelirse… Bu farklı ve geniş olan sanal dünya’da vaktinin pek çoğunu geçiren pek çok insan artık oranın bir yerlisi oluyor. Kafasında memleketime gideyim dermiş gibi bi nete girme isteği doğuyor. Dahası normal olarak o dünyadaki insanlar da belirli davranış şekillerin de hareket ediyor. Bu şekiller ayni bu dünyada olduğu gibi çok çeşitli. Tespit bir kaç tanesini beyan edeyim hemen.

Sanal deliler : Yanlış anlamayın, sanal dünya bağımlısı anlamında değil, sanal dünyanın delisi, yani içindeki deli. Bu insanlar keyiflerine göre hareket eder, istediği siteye hiç işine yaramasa bile üye olabilir. Sitenin içinde ilgisini çeken bişi gördünmü aklına ilk gelen değerlendirmeyi yapar. Kesinlikle tarafsızdırlar, taraf tutacak kadar şuurları yoktur. Genelde 10-16 yaş arası bu grubu oluşturur. Abuk sabuk konu başlıkları açarlar, ama kendilerine mantıklı gelir. Bilgisayar bilgeleri çok değildir. Yani yeni şeyler öğrenmezler.

Sanal akıllılar : Google kurdudurlar. Aradıkları şeyi çok hızlı bulurlar. Nete pragmatist yaklaşırlar. İhtiyacından fazla nette durmazlar. Msnde boş muhabbet yapmazlar. Gmail kullanırlar. Bilgisayar ilk hobileri olmak zorunda değildir ancak çoğu bilgisayarı iyi bilir. Paylaşılan şeyleri çok iyi kullanırlar ve ayni süratle paylaşırlar. Teknoloji haberleri ilgilerini çeker.

Sanal hiperaktifler : Yeni sitelere, programlara, makalelere, haberlere, videolara, müziklere hatta fimlere çok iştahlıdırlar. Hoşuna giden birşeyi hemen indirirler, ancak kullanmayı unuttukları çok olur. Hoşlarına giden site sayfalarını kaydederler. Bunların zeki olması ve bi bilgisayar alanında uzman olması muhtemeldir. Msnde konuşurken bir bakmışsınız aynı anda 3 muhabbeti iç içe yapıyorsunuz. Elleri beyinlerinin hızına yetişemeyebilir bunların.

Sanal uyuşuklar : Günlük hayatta da çok hareketli değildirler. Stresli insanlardır. Bir web sitesini bi manzara izliyomuş gibi uzunn uzun okurlar. Msnde de ayni şekil geç cevap verirler. Hiç üretken değillerdir. Gerçek şu ki kafaları teknolojiye pek çalışmaz. Oyun falan da oynamaz bunlar.

Sanal sansarlar: Nete hangi arada girmiş, hangi arada o programı kullanmış, ne zaman o siteye üye olmuşta şu konuyu açmış anlayamassınız. Çok hızlı bilgisayar kullanırlar. Msnde ayni anda 3 kişiyle mesajlaşıp 5 farklı konuyu tartışırken arka planda bi iki siteye göz atabilirler. Bu arada bi program renderlaması yada bi dosya kopyalaması da cabası.  (biraz abartı tabi :D) Çok tecrübelidirler. En az 5 senelik internet kullanıcısıdırlar. Bir kaç tane site denemeleri muhakkak olmuştur.

Sanal yaramazlar: Hackerlar gerçek mana da bilgisayar dahileridir. Milletin parasında gözleri yoktur. Paraya tamah etmezler genelde. Etselerde bunu hack yoluyla yapmazlar. Kendi programlarını yazarlar. Otoritelerin söylediklerine göre bir hacker bir kaç dilde uzman olmalıdır. Hackerlar site indirme, program kırma, bir şeyleri bedava kullanma yöntemlerini bulur, araçlarını yapar. Kendileri bu yöntemleri kullanmaz. Çünkü onlar bu işi eğlenmek için yapar, kazanç için değil. Bu bağlamda hackerlara sistem uzmanı da denilir.

Sanal suçlular: Bunlar kesinlikle hacker değildir. Hackerların ürettikleri araçları ve bilgileri kullanarak internek üzerinden dolandırıcılık, site bozma, msn kırma gibi adi işleri yaparlar. Bu işten övünürler. Gençtirler ve akılları başlarında değildir.

Sanal eylemciler: Her siteye, önlerine gelen her yere yanlı, genelde siyasi yorumlar, sloganlar yazarlar. Umarım sayıları gitgide azalır.

Sanal paranoyaklar: Msnde eklenildikleri zaman tanımadıkları biriyse ilk msjları karşıdaki ne derse desin şudur “?”. Sitelerde hayalet gibi gezerler. Nette durmaktan sıkılırlar. Mail kullanmaktan hoşlanmazlar. Şifreleri çok salakça olur.

tüm bunlar  çıkarımlarımdır, terminoloji saçma olabilir, gözlemlerime göre yaptım.